Lorem ipsum dolor sit amet gravida nibh vel velit auctor aliquet. Aenean sollicitudin, lorem quis bibendum auci. Proin gravida nibh vel veliau ctor aliquenean.

Follow me on instagram

+01145928421
mymail@gmail.com

Ömür Köroğlu’ndan Yaprak Ülkesi

Bir varmış, bir yokmuş diye başlar “Yaprağın Masalı”. Hiç ile sonsuz zaman arasındaki bir “varoluş”, bir “yokoluşun” anıdır onun düşsel yolculuğu.

 

Tek bir yaprakla başlar düşler ülkesinin öyküsü. Düşünü kuran ve ona sadık kalan Yaprak, yazgısını değiştirebilmek adına, kendine giden yolu takip ederek, kendi gerçeğini düşler farklı mevsimlerde, kendi ülkesinde…

 

Yaprak kaderini biçimler. “Olmak” için kurar kendi ülkesini. Güneş ısıtır ışığıyla Yaprağı. Oluşta yükseliş anıdır bu. Ardından yağmur yağar. Her damla ve özgür kılar onu. Evet, her şey çoktan olmuştur pek çok mevsim, pek çok zaman önce… Sadece onları toplamak ve biraraya getirmek kalır yaprağın fikrince.  

 

Yola koyulur Yaprak “Düş”ü üzerine. Kendine giden yolu takip ederek, rastlar kır çiçeklerine. Eğilir ve diz çöker çiçekler yaprağın önünde:  

 

— Senin ülkenin topraklarında, seninle “bir”iz. Seninle varız. Senin düşün, bizim düşümüz, derler kendi kaderlerinin varoluşta yaprağın serüvenine dönüşeceğini bilerek. 

 

 Yaprak kır çiçeklerine döner ve der ki:

 

 — Sizler varlıklarının eşsiz ve muhteşem güzelliğini unutmayanlar! Hiçbir maskenin altına saklanmadan “düş”ün hakim olduğu “an”da varolan çiçekler! Hiçbir karara varmaksızın, sadece oluşunuzdaki incelik ve zerafetle şeref verdiniz ülkeme.

 

Ve yoluna devam ederken Yaprak, rüzgarın belirlediği rotasında, konar toprağa. Bir ses mırıldar toprağın altında:

 

 “Buradayım” der tohum, her şartta güçlü olması gerektiğini bilerek. 

Zerredir tohum ve hiç şüphe yoktur özünde. Endişe etmeden bilir ki, güneşle yağmurun, rüzgarla soğuğun kendi oluşumuna seve seve hizmet edeceğini.

 

Kendisi ve varolması dışında, bir amacı yoktur tohumun. Kendini sadece, kendi bütününe adar ve toprakta hiçbir boşluk bırakmadan, tıka basa dolduracağı ve sıkı sıkıya köklerini salacağı zamanı bekler sabırla. 

 

Yaprağın düşü ve bilinciyle, güneşin göz alıcı ışığında her ağacın, her çiçeğin seçilmesi ve ödüllendirilmesiyle bir şölen sofrası kurulur. Randevusuz bir buluşmadır bu mevsimlerin belirlediği. 

 

Kızılın sarının tonları, turuncusuyla göze gelir kendi armonisinde. Morun bilgeliğinde sohbetler edilirken, yeşilin makamında şarkılar söylenir. Her çiçek kendi niteliğinde şeref verirken, Yaprak hepsiyle bir olur ve kutlar varoluş ülkesinin yeni düşlerini…

 

Kutladıkça çoğalır renkler, kutladıkça sürgün verir yeni filizler. Kutladıkça kutsanır düşler, kendi anında, kendi varoluşuyla…